|
* |
|
* |
|
* |
|
 |
|
|
1 Aralık Aids ' le Mücadele Günü
|
EŞCİNSELLER İÇİN
HIV - AİDS KAYNAKLARI |
|
Resmi rakamlara göre sadece binlerle ifade edilen ve
istatistiklerde pek azının eşcinsel olduğu belirtilen HIV vakaları
büyük bir olasılıkla önce yurt dışından gelen hayat kadınlarının
daha sonra da ideolojik nedenlerle kapatılan genelevlerde çalışan
yerli hayat kadınlarının başıboş bir şeklide fuhuş yapmaya
itilmesi sonucu son yıllarda hızla yaygınlaşma eğilimi
göstermektedir. Bu bilgi resmi olmasa da, son bir kaç yıldır
AIDS /HIV ile ilgili çalışma yapan derneklerden edinilen bilgilere
göre, özellikle İstanbul'da ve özellikle para karşılığı ilişkiye
giren/cinsellikleri yüzünden fuhuşa itilen genç eşcinseller ve
travestiler arasında HIV vakalarının tehlikeli sayılabilecek
rakamlara ulaştığı gözlenmektedir. Hatta Beyoğlu'nda bilinen bir
kaç ölüm vakası bile olmuştur. Bu nedenle
eşcinsel
arkadaşlarımızı kesinlikle korunmasız ilişkiye girmemeye
çağırıyoruz,
hem kendinizin hem de sevdiklerinizin sağlığı açısından.
|
|
www.istanbulgay.com
|
AIDS/HIV HAKKINDA GENEL BİLGİLER:
İnsan bağışıklık eksikliği virüsü (HIV) enfeksiyonunun nedeni, HIV adı
verilen bir retrovirüstür. Nükleik asit olarak RNA içerir ve ters
transkriptaz enzimi yardımıyla kendi genomunu yardımcı T lenfosit
hücrelerinin DNA yapısına yerleştirir, böylece hücreden
tomurcuklanarak çoğalır.
Virüs dış zarında CD4 adı verilen bir reseptör protein bulunan
lenfositlere bağlanır. CD4 reseptörleri olan hücreler genellikle
CD4-pozitif (CD4+) hücreler ya da yardımcı T lenfositleri olarak
adlandırılır. Yardımcı T lenfositlerinin görevi bağışıklık sisteminin
B lenfositleri (antikorları yapan), makrofajlar ve sitotoksik (CD8+) T
lenfositleri gibi, tümü de kanserli hücreler ve istila eden
organizmaları yok etmeye yarayan diğer hücrelerini aktive etmek ve
bunların koordinasyonunu sağlamaktır. HIV enfeksiyonu yardımcı T
lenfositlerini yok ettiğinden vücudun enfeksiyon ve kanserden korunma
mekanizmalarını zayıflatır.
HIV enfeksiyonu olan kişilerde aylar ya da yıllar süren üç evrede
yardımcı T lenfositleri (CD4+ hücreler) kaybolur. Sağlıklı bir kişide
CD4+ lenfosit sayısı kabaca bir mikrolitre kanda 800-1300 hücredir.
HIV enfeksiyonunun ilk birkaç ayından sonra bu sayı % 40-50
azalabilir. İlk aylarda kişi kanında çok sayıda virüs parçacığı
olduğundan başkalarına HIV geçirebilir. Vücut virüsle mücadele etse de
enfeksiyonu yok edemez.
Yaklaşık 6 ay sonra kandaki virüs parçacıklarının sayısı sabit bir
düzeye ulaşır, bu da kişiden kişiye değişir. Ancak CD4+ lenfositleri
yok etmeyi sürdürecek ve hastalığı başka kişilere bulaştıracak kadar
parçacık kalır. HIV enfeksiyonu olan kişinin CD4+ lenfositleri yıllar
boyu normalin altında kalmayı sürdürebilir ve yavaş yavaş azalır. AIDS
gelişmesi riski en yüksek olan kişilerde virüs parçacıkları düzeyi
yüksek, CD4+ lenfosit düzeyi düşüktür.
Tanı konabilecek AIDS gelişmesinden önceki 1-2 yılda CD4+ lenfosit
sayısı genellikle daha hızla düşer. CD4+ lenfosit sayısı bir
mikrolitre kanda 200 hücrenin altına düşünce kişinin enfeksiyonlara
duyarlılığı artar.
AIDS günümüzde dünya çapında bir salgın boyutuna ulaşmıştır, Dünya
Sağlık Örgütü 1996'da tüm dünyada 20 milyon kişinin HIV ile enfekte
olduğunu ve bu sayının 2000 yılına kadar 30-40 milyona yükseleceğini
tahmin etmektedir.
AIDS'e neden olan virüsler HIV-1 ve HIV-2'dir. HIV-1 en çok Avrupa,
Asya ve Orta, Güney ve Doğu Afrika'da bulunur. HIV-2 Batı Afrika'da
AIDS'e neden olan başlıca virüstür, ancak bu bölgedeki pek çok kişide
de HIV-1 suşuyla enfeksiyon vardır.
Bulaşma yolları
Cinsel ilişki, damardan uyuşturucu kullananlarda ortak enjektör
kullanımıyla, kan ve kan ürünlerinin transfüzyonuyla (en çok faktör
VII kullanan hemofili hastalarında), bulaşma riski yüksektir. HIV
enfeksiyonu erkekler ve kadınlarda eşit oranlarda görülmekte ama HIV
kadınlarda erkeklerde olduğundan daha hızlı artmaktadır. Gebe kalma
yaşındaki çok sayıda kadında HIV enfeksiyonu olması çocuklarda HIV
enfeksiyonuna yol açmıştır. Virüs enfekte anneden çocuğa doğumdan önce
plasenta yoluyla ya da doğum sırasında ya da anne sütüyle bulaşabilir.
HIV basit bir temas ile bulaşmaz. Enfekte kişinin öksürmesi,
hapşırmasıyla ya da sivrisinek sokmasıyla HIV bulaşması olmamıştır.
Cinsel yolla bulaşan başka bir hastalık varsa, HIV'nin cinsel
ilişkiyle bulaşması olasılığı daha yüksektir.
Bazı kişilerde HIV enfeksiyonunun ilk bulaşmasından birkaç hafta sonra
ateş, döküntüler, lenf düğümlerinde şişme ve genel rahatsızlık hissi
3-14 gün sürebilir. Bundan sonra belirtilerin çoğu kaybolur, lenf
düğümleri şiş kalabilir. Ek belirtiler yıllarca görülmeyebilir. Ancak,
kanda ve diğer vücut sıvılarında hemen çok miktarda virüs
bulunduğundan kişi enfekte olduktan hemen sonra bulaştırıcı hale
gelir.
AIDS'I tanımlayan belirgin enfeksiyonlar ya da tümörler gelişmeden
önce yıllar boyu HIV enfeksiyonu belirtileri olabilir. Bu belirtiler
lenf düğümlerinde şişme, kilo kaybı, inip çıkan ateş, kırıklık,
yorgunluk, yineleyen ishal, anemi ve ağızda bir mantar enfeksiyonudur.
Kilo kaybı özellikle rahatsız edici bir sorundur. Kaposi sarkomu ve
Hodgkin dışı lenfoma gibi kanserler de gelişebilir.
Tanım olarak AIDS CD4+ lenfosit sayısının düşmesi (bir mikrolitre
kanda 200 hücrenin altına) ya da fırsatçı enfeksiyonların (bağışıklık
sistemi sağlıklı olan kişilerde hastalığa yol açmayan organizmalarla
enfeksiyonlar) gelişmesiyle başlar. Genellikle ölüm nedeni, çok sayıda
fırsatçı enfeksiyon ya da tümörün etkilerinin bir araya gelmesidir
Tanı
ELİSA ile kanda HIV antikoru aranması en iyi tarama testidir. Yanlış
pozitif cevap alınabileceğinden, kuşkulu vakaların doğrulama testleri
ile doğrulanması gerekir. Ancak, virüs ile enfeksiyon ile antikor
testinin pozitif çıkması arasında birkaç hafta ya da daha uzun zaman
geçebilir.
Enfeksiyondan sonra birkaç hafta içinde çoğu kişide HIV'e karşı
antikorlar gelişir. Enfekte kişilerin küçük bir bölümünde birkaç ay ya
da daha uzun süre boyunca ölçülebilir miktarda antikor yapımı olmaz.
Sonunda ELISA testiyle hemen tüm enfekte kişilerde antikorlar
saptanabilir.
ELISA testi sonucu HIV enfeksiyonu olduğunu gösteriyorsa bulguları
doğrulamak için test aynı kan örneğiyle tekrar yapılır. Sonuçlar
yeniden HIV pozitif çıkarsa bir sonraki adım, Western blot gibi bir
kan testiyle doğrulamaktır.
Hastalığın Gidişi
Günümüzde ilaç tedavisinden yararlanmayan ve HIV pozitif bir kişide
enfeksiyondan sonraki birkaç yıl içinde AIDS gelişmesi olasılığı, her
yıl %5 artarak enfeksiyondan sonraki 10-11 yıl içinde yaklaşık yüzde
50'ye ulaşır.
Tedavi
Henüz virüse karşı tam olarak etkili bir ilaç veya koruyucu aşı
yoktur. Varolanların tümü virüsün çoğalmasını önler ve böylece
hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Bazılarında kombinasyon
tedavisiyle kandaki virüs saptanamayacak düzeylere düşürülebilmiştir.
Ancak, iyileşme olduğu kanıtlanmamıştır. Yeni antiviral ilaçlar ve
fırsatçı enfeksiyonları tedavi etmek ve korunma sağlamak için
yöntemlerin geliştirilmesiyle pek çok kişide AIDS tanısı konduktan
sonra yıllar boyu fiziksel ve zihinsel yetenekler korunmaktadır. Bu
nedenle AIDS iyileştirilemese de tedavi edilebilir bir hastalık haline
gelmiştir.
Güçlü etkisi olan ilaçlar düzenli kullanıldıklarında virüs miktarını
genellikle 10 kat ile 100 kat arasında düşürür. HIV genellikle bu
ilaçların tümüne, ilaçlar tek başına kullanılırsa, ilaca ve hastaya
bağlı olarak birkaç gün ile birkaç yıl arasında değişen bir sürede
direnç geliştirir. En etkili tedavinin en az iki ilacın kombinasyon
halinde verilmesi olduğu anlaşılmaktadır. İlaç kombinasyonları HIV
pozitif kişilerde AIDS'in başlangıcını geciktirebilir ve ilaçların tek
başına kullanılmasıyla karşılaştırıldığında yaşamı uzatabilir.
Katkıda Bulunmak İçin
[
İletişim Formu
]
|
AİDS - HIV İLE
İLGİLİ SİTELER |
POZİTİF YAŞAM DERNEĞİ:
http://www.pozitifyasam.org
Pozitif Yaşam Derneği, HIV/AIDS ile yaşayan kişiler arasında bir
iletişim ağı kurarak tedaviye erişimlerini kolaylaştırmak, yaşam
kalitelerini artırıcı bilgilendirme çalışmaları yapmak, kendilerinin
ve yakınlarının fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan güçlenmelerini
sağlamak, yaşadıkları hak mahrumiyetlerinde savunuculuk görevlerini
yerine getirmek, HIV/AIDS konusunda tüm toplumun bilinçlendirerek
gereken önleme ve savaşım çalışmalarını yapmak amacıyla kurulmuştur.
Dernek, sadece HIV+ kişilerden değil onların akraba ve yakınlarından,
doktorlardan, öğretim üyelerinden, aktivistlerden, kısaca toplumun her
kesimini temsil eden, konuya duyarlı kişilerden oluşmaktadır.
KADIN KAPISI:
http://www.kadinkapisi.org/
"Toplum sathında cinsel sağlık bilincini arttırmayı ve seks
işçilerinin yaşam koşullarını azami ölçüde iyileştirilmesini
amaçlayan", özellikle kadın ve trans seks işçilerinin sorunları ile
ilgilenen dernek, güvenli cinsellik ve AİDS/HIV benzeri hastalıkların
yayılmasını önlemek için yaptıkları çalışmaları ile tanınmıştır.
Hacettepe Ünv. AİDS savaşım Topluluğu
www.aids.hacettepe.edu.tr
HATAM
(Hacettepe Üniversitesi HIV / AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi)
http://www.hatam.hacettepe.edu.tr
Adres: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi "D" Katı Sıhhiye - Ankara
Tel: (312) 3108047 - 3111271 Faks: (312) 3108047 - 3104179
HIV
POZİTİF
http://groups.yahoo.com/group/hivpozitif
HIV Pozitif
Türkiye, HIV/AİDS ile ilgili yerli ve yabancı kaynaklardan edinilmiş
haberleri, tedavi öncesi ve tedavi süresince kazanılmış deneyimleri,
karşılaşılan sorunları paylaşmak amacıyla kurulmuş bir elektronik
forumdur.
İKGV -
www.ikgv.org
İnsan kaynağını Geliştirme Vakfı'nın konu il ilgili departmanı AİDS
ile savaşım konusunda en faal örgütlerden. Özellikle eşcinsellere
yönelik çalışmaları da var.
AIDS VE BİZ
:
http://www.aidsvebiz.com/
Genellikle üyelik
gerektiren forum paylaşımı ağırlıklı olmakla birlikte, HIV virüsünün
bulaşma yolları ve AİDS hastalığı hakkında video, haber ve bilgi
paylaşımı da yapılabilen bir web sitesi.
İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ
:
http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/sb/bh/aidsbulasici.asp
Sağlık
bakanlığına bağlı resmi bir kuruluşun HIV/ AİDS ile ilgili
bilgilendirmelerini içeren web sayfasını da ziyaret etmenizi tavsiye
ederiz.
AİDS İLE
MÜCADELE DERNEĞİ:
http://www.aids.org.tr
"Ülkemizde AIDS ile mücadele için kurulan ilk dernek AIDS ile Mücadele
Derneği’dir. (1991). 1993 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile Kamu
Yararına Dernek olarak onaylanmıştır. Genel merkezimiz İzmir’dedir.
Dernek genel merkezi aynı zamanda; Eğitim, Danışma ve Test Merkezi
olarak görev yapmaktadır. "
TELEFON: +90 232 243 60 70
FAX: +90 232 243 60 70
Adres: Mustafa Kemal Sahil Bulvarı, No:425, Köprü Durağı Göztepe İZMİR
Katkıda Bulunmak İçin
[
İletişim Formu
]
|
TÜRKİYE'DE HIV
- AİDS İSTATİSTİKLERİ |
74 milyona ulaştığı tahmin edilen Türkiye nüfusunun
yaklaşık yarısı 25 yaşın altındadır. Güvenli olmayan cinsel
deneyimlere açık olan bu grup, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve
HIV/AIDS açısından savunmasızdır.
Ülkemizin de komşusu durumunda olan Doğu Avrupa bölgesi, dünyadaki en
hızlı büyüyen HIV epidemisini yaşamaktadır. 2001 yılında bu bölgede
250,000 yeni enfeksiyonun ortaya çıktığı tahmin edilmekteydi.
Türkiye’nin genç nüfus yapısı, düşük eğitim düzeyi, halkın bilinçli
olmaması, yetersiz sağlık bakım sistemi, cinsel yolla bulaşan
hastalıklar ve HIV/AIDS karşısında savunmasızlığı oldukça artıran
başlıca faktörlerdir.
Türkiye’de ilk AIDS vakası 1985 yılında teşhis edilmiştir. Rapor
edilen HIV pozitif ve AIDS vakalarının toplam sayısı Ekim, 1985–
Aralık, 2006 tarihleri arasındaki dönemde 2544’e ulaşmıştır. Bu rakam,
623 AIDS vakasını ve 1921 HIV taşıyıcısını içine almaktadır. Sürveyans
sistemindeki ve sağlık bilgi ağındaki sorunlara bağlı olarak, resmi
rakamlar vakaların gerçek sayısını yansıtmamaktadır.
Resmi olarak rapor edilen HIV/AIDS vakalarının büyük bir çoğunluğu
15–39 yaş grubunda kümelenmektedir. Bu, vakalardaki bireylerin üçte
ikisinin virüsle 20’li yaşlarında temas ettikleri anlamına
gelmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerine göre Ekim, 1985 –
Haziran, 2006 tarihleri arasındaki dönemde 15 yaşın altındaki HIV
pozitif çocukların toplam sayısı 51; 15–19 yaş arasındaki HIV pozitif
çocukların toplam sayısı 59; 20-24 yaş grubunda toplam sayı 305’dir.
HIV enfeksiyonunun anneden çocuğa bulaştığı vakaların toplamı ise 41
olmuştur.
TABLO 1: TÜRKİYE’DE
BİLDİRİLEN AIDS VAKA VE TAŞIYICILARININ YILLARA
GÖRE
DAĞILIMI (01 Ekim 1985 – 31 Aralık 2006)
|
YILLAR
|
VAKA
|
TAŞIYICI
|
TOPLAM
|
|
1985
|
1
|
1
|
2
|
|
1986
|
2
|
3
|
5
|
|
1987
|
7
|
27
|
34
|
|
1988
|
9
|
26
|
35
|
|
1989
|
11
|
20
|
31
|
|
1990
|
14
|
19
|
33
|
|
1991
|
17
|
21
|
38
|
|
1992
|
28
|
36
|
64
|
|
1993
|
29
|
45
|
74
|
|
1994
|
34
|
52
|
86
|
|
1995
|
34
|
57
|
91
|
|
1996
|
37
|
82
|
119
|
|
1997
|
38
|
105
|
143
|
|
1998
|
29
|
80
|
109
|
|
1999
|
28
|
91
|
119
|
|
2000
|
46
|
112
|
158
|
|
2001
|
40
|
144
|
184
|
|
2002
|
48
|
142
|
190
|
|
2003
|
52
|
145
|
197
|
|
2004
|
47
|
163
|
210
|
|
2005
|
37
|
295
|
332
|
|
2006
|
35
|
255
|
290
|
|
TOPLAM
|
623
|
1921
|
2544
|
Türkiye’de tüm vakaların, olası bulaşma yollarına göre dağılımına
bakıldığında; en sık rastlanılan bulaş yolunun cinsel ilişki olduğu
görülmektedir. Buna göre; Ekim, 1985 – Haziran, 2006 tarihleri
arasındaki dönemde heteroseksüel cinsel ilişki yoluyla bulaşma 1279
kişi ile ilk sırayı almaktadır. 709 vakada bulaşma yolu belirlenememiş
olup; 197 vakada bulaşmanın homo/biseksüel ilişki yoluyla olduğu
tahmin edilmektedir. IV madde kullanımı yoluyla bulaşma, 117 vaka ile
4.sırayı almıştır. Sağlık Bakanlığı istatistikleri, yaş grupları
itibariyle HIV enfeksiyonunun bulaşma yollarına dair bilgi içermediği
için, çocukların virüse yakalanmalarının gerçek nedenlerini belirlemek
mümkün değildir.
HIV/AIDS vakalarının büyük bir çoğunluğu, İstanbul, Ankara, İzmir,
Antalya ve Bursa gibi Batı illerinin kent merkezlerinden resmi olarak
rapor edilmiştir ve vakaların kırsal-kentsel ayırımını bildirecek
şekilde veri yoktur. Geniş kapsamına rağmen sürveyans sistemi, sağlık
bilgi altyapısı, merkezdeki insan gücü ve uzmanlıktaki yetersizlikler
nedeniyle, HIV enfeksiyonunun ilerlemesinin sistematik olarak
izlenmesini temin edecek güçte değildir.
Halk genel olarak HIV/AIDS’den haberdar olmasına rağmen, bireylerin
enfeksiyona, bulaşma yollarına, korunma yöntemlerine ilişkin bilgileri
yetersiz, hatta yanlıştır. HIV/AIDS dahil, üreme sağlığı ve aile
planlamasıyla ilgili bilgi ilköğretim (7’nci sınıf) ve lise
müfredatına dahil edilmiştir ancak içeriği çok sınırlıdır. HIV/AIDS
dahil, cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi konusunda
yapılacak eğitim programlarıyla halkın bilinçlendirilmesine acil
gereksinim vardır.
Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan sirkülerlerin dışında
Türkiye’de HIV/AIDS’e dair özel bir yasa yoktur. Halen yürürlükte olan
mevzuat, bugünün gereksinimlerini yanıtlamaya uygun değildir.
1996’da kurulan Ulusal AIDS Komisyonu’nun temel hedefi, HIV/AIDS’e
karşı ulusal müdahaleyi arttırmaktır. Komisyona Sağlık Bakanı
başkanlık etmekte, Türkiye Aile Planlaması Derneği de sekreterya
hizmetlerini yürütmektedir. 2003-2005 yılı Ulusal HIV/AIDS Programının
sona ermesinin ardından Ulusal AIDS Komisyonu tarafından 2006-2010
ulusal hedef ve stratejileri saptanmıştır. Mevcut durumda, Eylem Planı
hazırlanarak uygulamaya konulması çalışmaları sürdürülmektedir.
BM organlarının bu konuda sağladığı parça parça katkılar, 2001 yılında
BM HIV/AIDS Tema Grubu’nun kurulmasıyla birleştirilmiştir.
Türkiye’deki BM HIV/AIDS Tema Grubu, HIV’in yayılmasını önlemeye
yönelik ulusal müdahaleyi güçlendirmeyi, kaynakları ortak bir fonda
toplayarak ve kurucu organlarının faaliyetlerini koordine ederek,
epideminin etkisini hafifletmeyi ve çeşitli ulusal kuruluşları
desteklemeyi hedeflemektedir.
HIV/AIDS’e karşı mücadelede en faal kurumlar çok sayıdaki sivil toplum
kuruluşlarıdır. Sınırlı kaynaklarına rağmen hem önleme faaliyetlerine
katılarak, hem de devletin faaliyetlerini hızlandırarak, tam destek
vermektedirler.
Ulusal HIV/AIDS programının 2006-2010 döneminde başarı ile
sürdürülmesi adına;
Korunma/önleme çalışmalarında savunmasız grupların
bilgi/tutum/davranışlarının belirlenmesi ve aynı gruplara yönelik
bilgilendirme/ eğitim girişimlerinin desteklenmesi;
HIV ile yaşayan kişilerin tedaviye tam ulaşımlarının sürdürülmesi ve
bakım koşullarının desteklenmesi;
Ulusal yanıta tüm sektörlerin katkı ve katılımını artıracak
mekanizmaların güçlendirilmesi;
Uluslararası/bölgesel deneyimlerden yararlanmayı artırma yönünde
hükümet, sivil toplum kuruluşları ve gruplar düzeyinde işbirliği
ağları oluşturma, mevcut uluslararası yapılara katılma ve finansal/
insan kaynağı destek mekanizmalarının geliştirilmesi;
Güçlü bir ulusal izleme değerlendirme sisteminin oluşturulması ve
işletilmesi önemli öncelikler olarak belirlenmiştir.
2009’da yapılan altı milyon testin 450’si HIV pozitif çıktı.
Yapılan araştırmada çıkan sonuç çarpıcı, ancak gerçek sayı için bu
rakamın beşle çarpılması gerekiyor.
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik
Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Volkan Korten, 10 yıl
öncesinde yurt dışında çalışan işçilerin ülkeye gelip hastalığı halka
bulaştırmasının önemli bir sorun olduğunu belirtiyor. Ancak son
yıllarda hastalık gençler arasında yayılıyor. Kontrolsüz seks
işçilerinin de hala önemli bir sorun oluşturduğunu anlatan Prof. Dr.
Korten, ayrıca kıyı şeridindeki bölgelerin turizm sezonunda hastalığın
yayılması açısından risk altında olduğunu vurguladı.
Tedavide HIV pozitifi baskılayan ART adlı antiretroviral terapinin
sürekliliği önemli. Birkaç gün bile ara vermek virüsün ilaçlara karşı
dirençli hale gelmesine neden olabiliyor. Prof. Dr. Korten, erken
tedavinin faydalarıyla ilgili şunları söyledi: “AIDS’ten ölenlerin
sayısı azaldığı için HIV’le yaşayan insan sayısı artıyor. Tedavinin
artık hastalığın bulaşmasını önlediği üzerinde duruluyor. Tedavi alan
kişilerin bulaştırıcılığı çok azalıyor. Erken tespit edilebilirse
tedaviyle aynı kanserde olduğu gibi hastalığın seyri çok etkileniyor.”
HIV = Ölüm Değil, Çözüm Yolları Var!
Prof. Korten, 1990’lı yıllarda hastaların sağlık kuruluşlarına
“Öleceğiz” diye başvurduklarını söylüyor. Ancak artık bu endişeyi
eskisi kadar yaşamadıklarını belirterek, “Hastalar artık tedavi
oldukları takdirde ölmeyeceklerini biliyorlar. Biz onlara hayat
sürelerinin 5 – 10 yıldan daha fazla kısalmayacağını, normalde 80
yaşında ölecekken 70’inde, 70’te ölecekken 60 – 65’inde öleceğini
söylüyoruz. Bu onları rahatlatıyor” dedi.
CD4 Hücreleri Neden Önemli?
Güney Afrika’da iki ay boyunca gönüllü hekimlik yapan Ege Üniversitesi
Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Gökengin, sağlıklı insanlarda
sayıları bin civarında olan CD4 adlı bağışıklık sistemi hücrelerinin
HIV tedavisindeki önemini anlattı. Gökengin, “CD4, bağışıklık
sisteminin vücudu mikroplardan ve kanserlerden koruyan temel hücresi.
HIV’in hedef aldığı ve içinde çoğaldığı hücre. CD4 hücreleri belli bir
düzeye gelince tedaviye başlamak gerekiyor” dedi.
CD4 sayısı 200’ün altına düşünce
Gökengin, “Bütün çalışmalar tedaviye ne kadar erken başlanırsa, yani
CD4 sayısı ne kadar çokken başlanırsa, sonucun o kadar iyi olacağını
gösteriyor. Bağışıklık sisteminde mümkün olduğunca az tahribat
yaratarak bu hastalığı durdurmanın en iyi sonuçları vereceği
düşünülüyor. En riskli dönem, CD4 sayısının 200’ün altına düştüğünde
başlıyor. Zatürree gibi enfeksiyonlar, merkezi sinir sistemindeki
sorunlar, menenjit, ağır ishaller veya kanserler ortaya çıkıyor.
Tedaviyle HIV pozitiflerde de bu hücrelerin sayısını binin üzerine
çıkarmak mümkün. CD4 miktarı binin üzerinde olan çok hastamız var”
ifadesini kullandı.
TEST YANLIŞ GRUPLARA UYGULANIYOR!
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik
Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Gökengin,
“HIV pozitif oranlarının yüksek olduğunu düşündüğümüz ve salgın için
kaynak oluşturabilecek özel gruplarda hiç test yapılmıyor” diyerek
test sorununa dikkat çekti. Prof. Gökengin, “Bakılanlar sağlıklı kan
bağışçıları, kayıtlı genelev, bar, pavyon çalışan- ları. O kadar çok
yurt dışından gelen kayıtlı olmayan seks çalışanı var ki. Asıl onlara
test yapılmalı. Çünkü kaynağın seks işçilerinden köken aldığını
düşünüyoruz ama o grup ulaşılmayan bir grup. Oradaki oranları
bilmiyoruz” diyor.
HETEROSEKSÜEL İLİŞKİ, AIDS’DE İLK SIRADA
- Heteroseksüel bulaşma yolu: %59.32
- Homoseksüel ve biseksüel bulaşma yolu: %0.15
- Bilinmeyen yollar: %23.98
TÜRKİYE’DE HIV POZİTİFLERİN UYRUKLARI
- %17.86 Yabancı uyruklu
- %80.80’i Türk Vatandaşı
- %1.34 Bilinmiyor
Kaynak:
http://www.ailemveben.gen.tr
Katkıda Bulunmak İçin
[
İletişim Formu
]
|
AİDS / HIV
DANIŞMA HATLARI
|
|
Şehir |
Kurum |
Hattın Adı |
Telefon Numarası |
|
İstanbul |
TAPV (Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması
Vakfı) |
Kadın ve Aile Sağlığı Bilgi Hattı |
(212) 257 06 46 |
|
İstanbul |
TAPV (Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması
Vakfı) |
Okey Cinsel Bilgi Hattı |
(212) 257 59 75 |
|
İstanbul |
ASAD (Aile Cinsel Sağlığı Araştırma Derneği) |
Cinsel Sağlık Danışma Hattı |
(212) 282 01 01 |
|
İstanbul |
Pozitif Yaşam Derneği |
Pozitif Destek Hattı |
(212) 288 38 48
Gsm: 0 533 600 18 48 |
|
Ankara |
TAPD (Türkiye Aile Planlama Derneği) |
Üreme Sağlığı Bilgi Hattı |
(312) 435 0215 (312) 435 28 95
(312) 435 10 56 (312) 435 07 81 (Turkcell) 757 20 20 |
|
Ankara |
TAPD (Türkiye Aile Planlama Derneği) |
AIDS Danışma Hattı |
(312) 435 20 47 (312) 435 20 48 |
|
Ankara |
TAPD (Türkiye Aile Planlama Derneği) |
Üreme Sağlığı Bilgi Hattı
|
(312) 441 78 00 |
|
Ankara |
Eczacılar Birliği |
Cinsel Sağlık Eğitim ve Danışmanlık Merkezi |
(312) 409 81 19 |
|
Ankara |
HATAM |
Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi
ve Araştırma Merkezi |
(312) 310 80 47 |
Katkıda Bulunmak İçin
[
İletişim Formu
]
|